Selülit ve Erizipel Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi
İçerik sahibi / Yazar: Uzm. Dr. Utkan Kızıltaç — Dermatoloji Uzmanı
Selülit ve erizipel nedir?
Selülit ve erizipel, bakterilerin deri ve deri altı dokulara girmesiyle gelişen akut enfeksiyonlardır. Her ikisinde de kızarıklık, şişlik, ısı artışı ve ağrı görülebilir; ancak tutulduğu deri katmanları ve klinik görünüm açısından bazı farklılıklar vardır.
Klasik erizipel daha yüzeysel dermal ve lenfatik yapıların enfeksiyonu olarak kabul edilir. Genellikle parlak kırmızı, sıcak, ağrılı, kabarık ve çevre dokudan daha net sınırlarla ayrılabilen bir plak şeklinde görünür. Selülitte ise enfeksiyon daha derin dermis ve subkutan dokuyu tutar; kızarıklığın sınırı çoğu zaman daha belirsizdir.
Bu ayrım klinik olarak yararlı olsa da gerçek hayatta iki tablo her zaman tamamen birbirinden ayrı görünmez. Literatürde “cellulitis” ve “erysipelas” terimlerinin zaman zaman örtüşecek şekilde kullanılması da bunun nedenlerinden biridir.
Erizipel ile selülit arasındaki fark nedir?
Basitleştirerek söylersek:
Erizipel
- Daha yüzeysel enfeksiyondur.
- Lenfatik dokular belirgin şekilde etkilenebilir.
- Kızarıklık genellikle daha parlak ve belirgin sınırlıdır.
- Plak hafif kabarık olabilir.
- Ateş, titreme gibi sistemik belirtiler daha erken ortaya çıkabilir.
- Özellikle beta-hemolitik streptokoklarla ilişkilidir.
Selülit
- Daha derin dermis ve subkutan dokuyu tutar.
- Kızarıklığın sınırı daha belirsiz olabilir.
- Şişlik, sıcaklık ve hassasiyet ön plandadır.
- Streptokokların yanında bazı vakalarda Staphylococcus aureus da rol oynayabilir.
- Pürülan odak, yara veya travma varsa mikrobiyolojik olasılıklar değişebilir.
Ancak bu ayrım her zaman gözle yüzde yüz yapılamaz. Tedavi kararında yalnız “erizipel mi, selülit mi?” ayrımından çok hastalığın şiddeti, pürülan odak olup olmadığı, enfeksiyonun giriş kapısı ve hastanın risk faktörleri önemlidir.
Selülit ve erizipel neden olur?
En sık neden bakterilerdir.
Erizipelde özellikle beta-hemolitik streptokoklar, başta Streptococcus pyogenes, önemli rol oynar. Türk Dermatoloji Derneği de erizipelin çoğunlukla streptokoklarla ilişkili olduğunu belirtmektedir.
Selülitte de streptokoklar önemli etkenlerdir. Bazı vakalarda, özellikle:
- açık yara,
- pürülan lezyon,
- penetran travma,
- apse,
- enjeksiyon bölgesi,
- önceki S. aureus enfeksiyonu
gibi durumlarda Staphylococcus aureus olasılığı daha fazla dikkate alınır.
Bakterilerin enfeksiyon oluşturabilmesi için çoğu zaman gözle görülen veya mikroskobik bir deri bariyeri bozukluğu bulunur.
Bakteri deriye nereden girer?
Giriş kapısı her zaman büyük bir yara olmak zorunda değildir.
Bakteriler şu bölgelerden girebilir:
- ayak parmak arası çatlakları,
- tinea pedis yani ayak mantarı,
- egzama,
- küçük kesiler,
- sıyrıklar,
- böcek sokmaları,
- kronik ülserler,
- cerrahi yaralar,
- lenfödemli deride küçük çatlaklar,
- travmatize olmuş deri.
Türk Dermatoloji Derneği’nin erizipel bilgilendirme metninde de özellikle erişkinlerde ayak parmak arası ve tırnak mantarlarına bağlı çatlakların alt ekstremite erizipeli için giriş kapısı olabileceği belirtilmektedir.
Türkderm’de yayımlanan bir çalışmada alt ekstremite erizipeli bulunan 32 hastanın 20’sinde tinea pedis saptanmış olması da ayak mantarının klinik önemini desteklemektedir. Bu küçük ve eski bir çalışma olduğu için oran genellenemez; ancak risk faktörü ilişkisi daha geniş literatürle uyumludur.
Kimlerde selülit ve erizipel riski daha yüksektir?
En önemli risk faktörlerinin önemli bir kısmı lokal deri ve dolaşım sorunlarıdır.
Sistematik derleme ve meta-analizde alt ekstremitenin non-pürülan selüliti için güçlü ilişkiler şu faktörlerle gösterilmiştir:
- daha önce selülit geçirmiş olmak,
- açık yara,
- bacak ülseri,
- lenfödem veya kronik ödem,
- deri bütünlüğünü bozan dermatozlar,
- tinea pedis,
- obezite.
Ayrıca Türk Dermatoloji Derneği:
- dolaşım bozuklukları,
- kronik yaralar,
- egzama,
- diyabet,
- immünsüpresyon,
- hareketsizlik
gibi durumların da erizipel gelişimini kolaylaştırabileceğini belirtmektedir.
Obezite ile selülit arasındaki ilişkiyi değerlendiren 2024 sistematik derleme ve meta-analiz de artmış vücut ağırlığının riskle ilişkili olduğunu desteklemektedir.
Selülit ve erizipel en sık nerede görülür?
Erişkinlerde en sık tutulan bölge alt ekstremitelerdir.
Güncel derlemelerde selülitin özellikle bacaklarda görüldüğü, erizipel ve non-nekrotizan akut dermo-hipodermal enfeksiyonların da büyük çoğunluğunun alt ekstremitede geliştiği bildirilmektedir.
Türk Dermatoloji Derneği de erişkinlerde özellikle ayaktaki giriş kapılarına bağlı olarak bacakların sık etkilendiğini belirtmektedir.
Yüz, kollar ve gövde de tutulabilir.
Selülit belirtileri nelerdir?
Tipik selülitte:
- kızarıklık,
- şişlik,
- ısı artışı,
- dokunmakla ağrı veya hassasiyet
görülür.
Kızarıklığın sınırı çoğu zaman keskin değildir ve enfeksiyon ilerledikçe alan genişleyebilir.
Daha ciddi enfeksiyonlarda:
- ateş,
- titreme,
- halsizlik,
- lenf bezlerinde büyüme,
- lenfanjitik kırmızı çizgiler,
- bül oluşumu,
- taşikardi,
- hipotansiyon,
- bilinç değişikliği
gibi sistemik bulgular görülebilir.
Erizipel belirtileri nelerdir?
Erizipelde karakteristik olarak:
- ani başlayan kızarıklık,
- belirgin şişlik,
- sıcaklık,
- ağrı,
- daha keskin sınır,
- hafif kabarık plak görünümü
bulunabilir.
Türk Dermatoloji Derneği, lezyonun başlangıçta küçük bir kızarıklık olarak ortaya çıkıp giderek büyüyebildiğini ve kabarık hale gelebildiğini; ağır enfeksiyonda büllerin görülebileceğini belirtmektedir.
Ayrıca deri bulgularından önce veya eş zamanlı olarak:
- ateş,
- üşüme,
- titreme,
- halsizlik,
- bulantı,
- kusma,
- kas-eklem ağrıları,
- baş ağrısı
gelişebilir.
İki bacağın birden kızarması selülit midir?
Bu çok önemli bir klinik noktadır.
Akut bakteriyel selülit çoğunlukla tek taraflıdır.
Her iki bacağın aynı anda simetrik biçimde kızarık ve şiş olması selülit tanısını daha az olası hale getirir ve başka hastalıkları düşündürür. AAD de bilateral alt ekstremite kızarıklığında staz dermatiti veya kontakt dermatit gibi alternatif tanıların düşünülmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Bu nedenle her iki bacakta kronik kızarıklığı olan hastaya otomatik olarak antibiyotik başlanması doğru değildir.
Selülit hangi hastalıklarla karışabilir?
Selülit dermatolojide yanlış tanı riski yüksek hastalıklardan biridir.
Ayırıcı tanıda özellikle:
- staz dermatiti,
- lipodermatoskleroz,
- kontakt dermatit,
- derin ven trombozu,
- yüzeysel tromboflebit,
- gut,
- böcek reaksiyonları,
- lenfödem,
- inflamatuvar dermatozlar,
- vaskülit,
- eritema nodozum
düşünülebilir.
British Journal of Dermatology’de yayımlanan sistematik derleme, alt ekstremite selüliti için güvenilir şekilde doğrulanmış tek bir klinik tanı kriterinin bulunmadığını göstermiştir.
JAMA Dermatology’de yapılan randomize çalışmada ise hastaneye “selülit” tanısıyla yatırılmış hastaların dermatolojik değerlendirmesinde yaklaşık %31’inin aslında selülit olmadığı görülmüştür.
Bu çalışma selülitin klinikte neden yalnız “kızarıklık = enfeksiyon” mantığıyla değerlendirilmemesi gerektiğini güçlü biçimde gösterir.
Selülit ve erizipel tanısı nasıl konur?
Tanı çoğunlukla klinik değerlendirme ile konur.
Tek başına selüliti doğrulayacak güvenilir bir kan testi veya görüntüleme yöntemi yoktur. AAD de tanının büyük ölçüde muayene ve öyküye dayandığını belirtmektedir.
Değerlendirmede özellikle:
- enfeksiyonun başlangıç zamanı,
- yayılma hızı,
- ateş,
- travma veya yara,
- mantar enfeksiyonu,
- kronik ödem,
- geçirilmiş selülit,
- immünsüpresyon,
- antibiyotik kullanımı
sorgulanır.
Kan tetkikleri ağır enfeksiyonda sistemik inflamasyonu değerlendirmek için kullanılabilir, ancak normal veya yüksek bir CRP tek başına selülit tanısını koydurmaz.
Kültür gerekli midir?
Klasik, non-pürülan selülit veya erizipelde rutin deri kültürü çoğu zaman yararlı değildir.
Türk Dermatoloji Derneği de erizipelde kültür incelemelerinin tanı ve tedaviye katkısının düşük olduğunu belirtmektedir.
Bunun temel nedeni enfeksiyonun yüzeyde değil, daha derin deri dokularında bulunmasıdır.
Ancak şu durumlarda mikrobiyolojik inceleme daha anlamlı olabilir:
- açık ve pürülan yara,
- apse,
- immünsüpresyon,
- alışılmadık maruziyet,
- tedaviye yanıt vermeme,
- tekrarlayan veya atipik enfeksiyon.
Selülit ve erizipel nasıl tedavi edilir?
Temel tedavi uygun antibiyotik tedavisidir.
Ancak antibiyotik seçimi herkeste aynı değildir.
Karar verirken:
- pürülan odak var mı,
- enfeksiyon hafif mi ağır mı,
- sistemik bulgu var mı,
- MRSA açısından özel risk var mı,
- immünsüpresyon var mı,
- hastanın alerjileri,
- bölgesel antibiyotik direnç özellikleri
birlikte değerlendirilmelidir.
JAMA Dermatology’de yayımlanan sistematik derleme ve meta-analiz, selülit ve erizipel tedavisinde bir antibiyotik sınıfının genel olarak diğerlerine açık üstünlüğünü gösteren güçlü kanıt olmadığını belirtmektedir. Aynı şekilde optimal tedavi süresi ve uygulama yolu konusunda kanıtların sınırlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
2024 tarihli ağ meta-analizi de farklı antibiyotik rejimleri arasında klinik başarı açısından büyük ve tutarlı üstünlüklerin gösterilemediğini desteklemektedir.
Bu nedenle web sitesinde tek bir antibiyotiği herkese uygun “en iyi tedavi” olarak sunmak bilimsel olarak doğru olmaz.
Erizipelde penisilin neden önemlidir?
Klasik erizipel en sık beta-hemolitik streptokoklarla ilişkili olduğundan streptokoklara etkili antibiyotikler tedavinin temelini oluşturur.
Türk Dermatoloji Derneği, penisilin alerjisi olmayan erizipel hastalarında penisilinlerin öncelikli antibiyotik seçeneklerinden biri olduğunu belirtmektedir.
Dermatoloji literatüründe klasik, non-pürülan erizipel için streptokok hedefli tedavinin temel yaklaşım olduğu da desteklenmektedir.
Ancak bu, her kızarık bacakta doğrudan penisilin başlanması anlamına gelmez. Önce tanının doğru olması gerekir.
Ağızdan antibiyotik yeterli olabilir mi?
Evet.
Genel durumu iyi, hafif-orta şiddette ve sistemik komplikasyon bulguları olmayan birçok hasta oral antibiyotikle tedavi edilebilir.
Türk Dermatoloji Derneği de hafif erizipel olgularında ağızdan tedavinin yeterli olabileceğini belirtmektedir.
Buna karşılık:
- ciddi sistemik bulgular,
- hızla ilerleme,
- oral ilaç alamama,
- immünsüpresyon,
- ayaktan tedavi başarısızlığı
gibi durumlarda hastane ve intravenöz tedavi gerekebilir.
Hastaneye yatış ne zaman gerekir?
Her selülit hastasının hastaneye yatırılması gerekmez.
Ancak şu durumlarda acil/hastane değerlendirmesi daha önemlidir:
- hipotansiyon,
- taşikardi,
- yüksek ateş ve belirgin sistemik toksisite,
- hızla ilerleyen kızarıklık,
- şiddetli ve orantısız ağrı,
- nekroz,
- bül,
- bilinç değişikliği,
- immünsüpresyon,
- oral tedaviye yanıtsızlık.
Türk Dermatoloji Derneği şiddetli erizipelde hastaneye yatış ve intravenöz antibiyotik gerekebileceğini belirtmektedir.
Şiddetli ağrı neden özellikle önemlidir?
Selülitte ağrı beklenen bir bulgudur.
Ancak deride görülen bulgularla açıklanamayacak kadar şiddetli ağrı, hızla ilerleme, nekroz, bül veya belirgin genel durum bozukluğu varsa nekrotizan yumuşak doku enfeksiyonu gibi daha ciddi durumlar düşünülmelidir.
Bu durumda amaç “daha güçlü antibiyotik seçmek” değil, acil cerrahi değerlendirmeyi geciktirmemektir.
Bu ayrım hastanın prognozu açısından kritiktir.
Apse varsa yaklaşım değişir mi?
Evet.
Klasik non-pürülan selülit ile apse aynı durum değildir.
Apse, sınırlı bir pürülan koleksiyon içerir ve tedavinin temel bileşeni birçok vakada drenajdır. Antibiyotik gereksinimi ise hastanın sistemik bulgularına, risklerine ve enfeksiyonun yaygınlığına göre değerlendirilir.
Bu nedenle Furonkül/Apse sayfasında bu konu ayrı ve daha ayrıntılı ele alınmalıdır.
bu sayfanın görevi apse tedavisini genişletmek değil, selülit ile pürülan enfeksiyon ayrımını netleştirmektir.
Selülit tedavisinde bacağı yukarı kaldırmak faydalı mıdır?
Alt ekstremite selülitinde eşlik eden ödemin azaltılması klinik açıdan önemlidir.
İstirahat ve ekstremitenin uygun biçimde elevasyonu şişliğin azaltılmasına yardımcı olabilir. Ancak bunlar antibiyotiğin yerine geçmez.
Özellikle kronik ödem ve lenfödem bulunan hastalarda enfeksiyon kontrol altına alındıktan sonra ödemin uzun vadeli yönetimi tekrarlama riskini azaltmanın önemli parçalarından biridir.
Selülit tekrarlar mı?
Evet.
Selülit ve erizipelin en önemli uzun dönem sorunlarından biri tekrarlama eğilimidir.
Özellikle:
- kronik ödem,
- lenfödem,
- venöz yetmezlik,
- tinea pedis,
- deri bütünlüğü bozuklukları,
- önceki selülit atakları,
- obezite
tekrar riskini artırabilir.
Türk Dermatoloji Derneği erizipelin özellikle altta yatan neden devam ediyorsa tekrar edebileceğini ve tekrarlayan atakların lenfatik dolaşımı daha da bozabileceğini belirtmektedir.
Burada önemli bir kısır döngü oluşabilir:
selülit → lenfatik hasar/ödem → yeni selülit için daha yüksek risk → yeni lenfatik hasar.
Tekrarlayan selüliti önlemek mümkün müdür?
En önemli adımlardan biri altta yatan risk faktörlerini düzeltmektir.
Özellikle:
- tinea pedisin tedavisi,
- parmak aralarının kuru tutulması,
- açık yaraların tedavisi,
- kronik ödemin kontrolü,
- lenfödem yönetimi,
- cilt bariyerinin korunması
önemlidir.
2025 sistematik derlemesi, özellikle lenfödem yönetimi ve kompresyon yaklaşımının tekrarlayan selülit riskini azaltabildiğini desteklemektedir. Buna karşılık tinea pedis ve yara bakımının tekrarı azaltmadaki doğrudan etkisine ilişkin çalışma verilerinin daha sınırlı olduğu belirtilmektedir.
Bu ayrım önemlidir: risk faktörünü tedavi etmek klinik olarak mantıklı olabilir; ancak her önerinin tekrarlamayı ne kadar azalttığı aynı güçte kanıtlanmış değildir.
Koruyucu antibiyotik gerekir mi?
Her selülit geçiren hastaya hayır.
Ancak uygun seçilmiş ve sık tekrarlayan alt ekstremite selüliti bulunan hastalarda antibiyotik profilaksisi düşünülebilir.
UK Dermatology Clinical Trials Network tarafından yürütülen PATCH I randomize kontrollü çalışmada, daha önce en az iki bacak selüliti atağı geçirmiş 274 hastada düşük doz penisilin profilaksisi değerlendirilmiştir.
Profilaksi döneminde:
- penisilin grubunda tekrar: %22
- plasebo grubunda tekrar: %37
olmuştur.
Hazard ratio 0,55 bulunmuş ve bir rekürrensi önlemek için tedavi edilmesi gereken hasta sayısı yaklaşık 5 olarak hesaplanmıştır. Ancak tedavi kesildikten sonra koruyucu etkinlik azalmıştır.
Dolayısıyla profilaksi herkese verilecek kalıcı çözüm değildir. Öncelikle tekrarlamayı kolaylaştıran ödem, mantar, yara ve bariyer bozukluğu gibi faktörler ele alınmalıdır.
Lenfödem neden bu kadar önemli?
Lenfödem yalnız selülitin sonucu değil, aynı zamanda güçlü bir risk faktörüdür.
Lenfatik dolaşım bozulduğunda:
- dokuda sıvı birikir,
- lokal bağışıklık yanıtı bozulabilir,
- deri bariyeri daha kırılgan hale gelebilir.
Sistematik derleme ve meta-analizde lenfödem/kronik bacak ödeminin non-pürülan alt ekstremite selülitiyle belirgin şekilde ilişkili olduğu gösterilmiştir.
Bu nedenle özellikle tekrar eden selülitte “antibiyotik bitti, konu kapandı” yaklaşımı doğru değildir.
Selülit bulaşıcı mıdır?
Klasik selülit, impetigo gibi kolayca kişiden kişiye yayılan yüzeysel bir deri enfeksiyonu değildir.
Enfeksiyon genellikle kişinin kendi deri bariyerindeki bir giriş kapısından bakterilerin daha derin dokulara ulaşmasıyla gelişir.
Ancak açık yara veya pürülan akıntı varsa enfekte materyalle temas açısından standart hijyen önlemleri önemlidir.
Selülit iz bırakır mı?
Komplike olmayan bir selülit çoğunlukla enfeksiyon kontrol altına alındığında kalıcı yara izi bırakmaz.
Ancak:
- nekroz,
- apse,
- derin doku enfeksiyonu,
- tekrarlayan inflamasyon,
- kronik lenfödem
gelişirse kalıcı doku ve lenfatik değişiklikler ortaya çıkabilir.
Türk Dermatoloji Derneği, tekrarlayan erizipel ataklarının lenfatik tıkanıklığa ve kalıcı bacak şişliğine yol açabileceğini belirtmektedir.
Antibiyotik başladıktan sonra kızarıklık hemen geçer mi?
Her zaman hayır.
Antibiyotik bakteriyel enfeksiyonu kontrol altına almaya başlasa bile inflamasyonun tamamen gerilemesi daha uzun sürebilir.
AAD, uygun tedavi sonrası genellikle ilk 24–48 saat içinde klinik düzelmenin başlamasının beklendiğini belirtmektedir.
Ancak yalnız kızarıklığın birkaç saat içinde tamamen kaybolmaması “tedavi işe yaramıyor” anlamına gelmez.
Buna karşılık:
- kızarıklık hızla büyüyorsa,
- ağrı artıyorsa,
- ateş devam ediyorsa,
- genel durum kötüleşiyorsa
yeniden değerlendirme gerekir.
Ne zaman acil değerlendirme gerekir?
Şu durumlarda beklenmemelidir:
- hızla yayılan kızarıklık,
- yüksek ateş/titreme,
- ciddi halsizlik,
- hızlı nabız veya tansiyon düşüklüğü,
- bilinç bulanıklığı,
- deride morarma veya nekroz,
- çok şiddetli ağrı,
- yaygın bül,
- yüz/göz çevresinde ciddi enfeksiyon,
- immünsüprese hastada enfeksiyon,
- antibiyotiğe rağmen hızlı kötüleşme.
Bu bulgular basit bir lokal deri enfeksiyonunun ötesinde daha ciddi sistemik veya nekrotizan enfeksiyonları düşündürebilir.
Dermatolog Perspektifi
Selülitte benim için en kritik noktalardan biri tanının gerçekten selülit olduğundan emin olmaktır.
Çünkü kızarık, sıcak ve şiş bir bacak görmek tek başına bakteriyel enfeksiyon tanısı koydurmaz.
Özellikle:
- iki taraflı bacak kızarıklığı,
- uzun süredir devam eden ödem,
- kaşıntı,
- venöz yetmezlik bulguları,
- belirgin ateş veya ağrının olmaması
beni staz dermatiti, kontakt dermatit veya başka bir “pseudocellulitis” tablosuna yönlendirir.
Bu ayrım yalnız akademik değildir. JAMA Dermatology’deki randomize çalışmada erken dermatoloji değerlendirmesi antibiyotik kullanım süresini azaltmış ve gerçek selülit dışındaki tanıların yakalanmasını sağlamıştır.
İkinci önemli nokta giriş kapısını bulmaktır.
Özellikle alt ekstremite selülitinde ben yalnız kızarık bölgeye değil:
- ayak parmak aralarına,
- tırnaklara,
- kronik ödem varlığına,
- ülserlere,
- egzama alanlarına,
- deri çatlaklarına
da bakarım.
Çünkü enfeksiyonu tedavi edip giriş kapısını bırakmak, özellikle tekrarlayan vakada eksik bir tedavidir.
Üçüncü kritik nokta ise apse veya nekrotizan enfeksiyon olup olmadığını ayırmaktır.
“Daha güçlü antibiyotik” her sorunun cevabı değildir. Apse varsa drenaj; nekrotizan enfeksiyon şüphesi varsa acil cerrahi değerlendirme gerekebilir.
Bu nedenle selülit tedavisinde doğru tanı, doğru antibiyotikten önce gelir.
Sık Sorulan Sorular
1. Selülit ile erizipel aynı hastalık mıdır?
Tam olarak aynı değildir ancak birbirine yakın bakteriyel deri enfeksiyonlarıdır. Erizipel daha yüzeysel ve daha keskin sınırlı olma eğilimindeyken selülit daha derin dokuları tutar ve sınırları daha belirsiz olabilir.
2. Selülit en sık neden bacakta görülür?
Ayak mantarı, parmak arası çatlaklar, kronik ödem, venöz hastalık, yara ve ülserler alt ekstremitede bakteriler için giriş kapısı oluşturabilir.
3. Her iki bacak birden kızarıksa selülit olabilir mi?
Olabilir ancak bilateral simetrik kızarıklık klasik selülit için daha az tipiktir. Staz dermatiti gibi alternatif tanılar özellikle düşünülmelidir.
4. Selülit için kültür yapılması gerekir mi?
Tipik non-pürülan selülitte rutin kültür çoğunlukla gerekli değildir. Pürülan yara, apse, atipik enfeksiyon veya tedavi başarısızlığı varsa kültür daha anlamlı hale gelebilir.
5. Selülit tedavisinde her zaman damardan antibiyotik gerekir mi?
Hayır. Hafif ve sistemik olarak stabil vakaların önemli kısmı oral antibiyotikle tedavi edilebilir. Ağır enfeksiyonda intravenöz tedavi ve hastane değerlendirmesi gerekebilir.
6. Selülit tekrarlar mı?
Evet. Özellikle kronik ödem, lenfödem, tinea pedis, obezite, yara ve daha önce selülit geçirmiş olmak tekrarlama riskini artırabilir.
7. Tekrarlayan selülitte koruyucu antibiyotik kullanılabilir mi?
Seçilmiş hastalarda kullanılabilir. PATCH I çalışmasında tekrarlayan bacak selüliti bulunan hastalarda penisilin profilaksisi tedavi süresince rekürrens riskini azaltmıştır; ancak tedavi kesildikten sonra koruyuculuk azalmıştır.
8. Ayak mantarını tedavi etmek neden önemlidir?
Ayak parmak arası mantarı ve çatlaklar bakterilerin giriş kapısı olabilir. Bu nedenle özellikle tekrarlayan alt ekstremite selülitinde ayak ve parmak aralarının değerlendirilmesi gerekir.
Bilimsel Kaynaklar
- Türk Dermatoloji Derneği. Erizipel — Hasta Bilgilendirme Broşürü. Etiyoloji, klinik bulgular, risk faktörleri, tedavi ve tekrarlama yaklaşımı.
- American Academy of Dermatology Association. Cellulitis: Overview; Signs and Symptoms; Diagnosis and Treatment. Klinik görünüm, ayırıcı tanı ve dermatolojik değerlendirme.
- Raff AB, Kroshinsky D. Cellulitis: A Review. JAMA. 2016;316(3):325-337. PMID: 27434444. DOI: 10.1001/jama.2016.8825. Klinik tanı, patogenez, ayırıcı tanı ve tedavi yaklaşımı için temel kapsamlı derleme.
- Brindle R, Williams OM, Barton E, Featherstone P. Assessment of Antibiotic Treatment of Cellulitis and Erysipelas: A Systematic Review and Meta-analysis. JAMA Dermatol. 2019;155(9):1033-1040. PMID: 31188407. DOI: 10.1001/jamadermatol.2019.0884.
- Patel M, Lee SI, Akyea RK, et al. A systematic review showing the lack of diagnostic criteria and tools developed for lower-limb cellulitis. Br J Dermatol. 2019;181:1156-1165. PMID: 30844076. DOI: 10.1111/bjd.17857.
- Quirke M, Ayoub F, McCabe A, et al. Risk factors for nonpurulent leg cellulitis: a systematic review and meta-analysis. Br J Dermatol. 2017. PMID: 27864837. Önceki selülit, yara/ülser, kronik ödem, tinea pedis ve obezite gibi risk faktörlerini değerlendiren meta-analiz.
- Ko LN, Garza-Mayers AC, St John J, et al. Effect of Dermatology Consultation on Outcomes for Patients With Presumed Cellulitis: A Randomized Clinical Trial. JAMA Dermatol. 2018;154(5):529-536. PMID: 29453872. DOI: 10.1001/jamadermatol.2017.6196.
- Thomas KS, Crook AM, Nunn AJ, et al.; UK Dermatology Clinical Trials Network PATCH I Trial Team. Penicillin to Prevent Recurrent Leg Cellulitis. N Engl J Med. 2013;368:1695-1703. PMID: 23635049. DOI: 10.1056/NEJMoa1206300.
- Lin V, et al. Diagnostic stewardship and dermatology consultation in cellulitis management: a systematic literature review and meta-analysis. Arch Dermatol Res. 2024;317:61. PMID: 39614879. DOI: 10.1007/s00403-024-03515-x. Dermatoloji konsültasyonunun yanlış tanı ve gereksiz antibiyotik kullanımı üzerindeki etkisini değerlendiren güncel meta-analiz.
- Secondary prevention of cellulitis: A systematic review. PMID: 41275489. 2025. Kronik ödem/lenfödem yönetiminin rekürrens önlenmesindeki kanıtını ve diğer risk faktörleri için veri eksikliklerini değerlendirir.
- Baz K, Cordan Yazıcı A, Üstünsoy D, İkizoğlu G. Erizipel ve Tinea Pedis. Turkderm. Türk dermatoloji literatüründen, özellikle tinea pedis-erizipel ilişkisini değerlendiren çalışma.
Dermatoloji Muayenesi ve Randevu
Cilt, saç ve tırnak sağlığıyla ilgili dermatolojik değerlendirme ve randevu hakkında bilgi alabilirsiniz.
Bu sayfada
- Selülit ve erizipel nedir?
- Erizipel ile selülit arasındaki fark nedir?
- Selülit ve erizipel neden olur?
- Bakteri deriye nereden girer?
- Kimlerde selülit ve erizipel riski daha yüksektir?
- Selülit ve erizipel en sık nerede görülür?
- Selülit belirtileri nelerdir?
- Erizipel belirtileri nelerdir?
- İki bacağın birden kızarması selülit midir?
- Selülit hangi hastalıklarla karışabilir?
- Sık Sorulan Sorular
- Bilimsel Kaynaklar
